Tuzla Şiir Ödülleri

Birincilik Ödülü
GECİKME MANİFESTOSU
I
Bilemiyorum, gelişim buralara
değildir güneşin erken doğmasından.
Belki de hiç gitmedi ürküntüsü,
bileğimde rüzgârlı dakikalarla
geç kalmalarımın.
Çalıntı musikilerle
şenlenir gecesi bir adamın.
Ruhunun feri gitmiş
gibi bir başına.
Gün doğarken,
kısa bir huzura şahittir
ufukta aşınan gözleri.
Akşam ise, kaşlarında
alacaklı dertleri gündüzün.
Caddeler adamın ciğeridir
gençliğinden beri.
Şimdi kızıyorsa,
damdan sarkan,
güleç yüzlü çocuklara,
olmayışındandır içinin eskisi gibi..
II
Kavgalar, mahalle maçları,
frensiz bir bisikleti yaptıracak para,
hatta orta yaş kaygıları,
evet bunların tümü
asılıp kalabilir bir çocuğun suratında.
Ve annesinden yediği
tereddütlü şamarın yankıları.
Burada,
bu güneşli havanın koynunda,
keder babadan miras kalır çocuklara.
Daha büyümeden
evlat edinir kan davalarını.
Zira, ağlamak bile parayla.
III
O gün bağırdığında
bahçe kapısının önünde,
ne çocuklar geldi bir daha
erikleri yemeye,
ne de kendine.
Dalında geçti yazı meyvelerin.
Bilemiyorum, buralara gelişim
değildir güneşin erken doğmasından.
Belki de hiç tadamazdım.
Seslendim çocuklara
ardından birkaç adım…
Gülümsedim, uzattım erikleri.
Hepsi baktı; umutla, lâkin
gözleri sınır tedirginliğinde.
İşte en ağır bedeli
geç kalmalarımın.
Hatice Anlağan
İkincilik Ödülü
ANLAYAMAZSIN
Sen beni ne sanarsın bilmem!
Bazen karanlık,bazen duygusuz
Sessiz sedasız dinle beni
Cama çarpan yağmur damlası,gökyüzünün gözyaşlarıyım ben
Yazları çarpar gözyaşlarım sıcak tenlere
Sonbahar gelince teker teker düşerler yaprak yığınının içine
En güzel gösterisi kışın olur gözyaşlarımın
Kar taneleriyle dans ederek ulaşır yeryüzüne
Sen beni nasıl bilirsin bilmem!
Biraz soğuk,biraz bencil
Ben kuru toprakta açan bir papatyayım aslında
Yapraklarını rüzgara feda eden
Senin soğukluk dediğin şey kalbimde yok benim
Benim bencilliğim yalnız kalpleri soğuk olanlara
Sen hiç gördün mü canını bile isteye feda edeni
Ben kendimi duygulara feda ettim ve aşka
Sen beni kim zannedersin bilmem?
Sözleri laf-ı güzaf bir yalancı
Halbuki ben bir çocuğun uçurtmasıyım
Gökyüzünde onun umutlarını taşıyan
Hakikatler ne zaman yalan oldu söylesene
Ben ancak o zaman bir yalancı olurum
Senin aşkın sırf boş hayallere
Süslü yalanlar söyleyemediğim için mi yalancılığım?
Sen beni mazi mi zannedersin bilmem!
Üzeri tozla kaplı beyaz bir sayfa
Benim gözlerim şimdiyi görür,kalemim şimdiyi yazar
Ben tanımam akreple yelkovanı,tanımaz aklım akıp giden zamanı
Ben geçmiş değilim aslında lâkin içimdeki acıların geçmediği doğrudur
Hem sen bilmez misin her çekilen beyaz sayfanın ardındaki kirli sayfaları
Sen ki geçmişin silinebileceğini umarak yanılmışsın
Sen ki süslü yalanların esiri,onların büyüsüne kapılmışsın
Duysan sesimi,bak sana sesleniyorum
Sen beni tanımazsın ben gece,sen gündüz
Sen beni bilmezsin ben koca bir yalnızlığım
Sen beni ben olmadıkça anlayamazsın,anlamazsın…
Kübra KOCATÜRK
Üçüncülük Ödülü
ERTELENMİŞ DİZELER
bütün ertelenmiş hayatlara
Bahar dallarına konan
utangaç bir kuş ömür
Güneşe aldanmış gibi
Düşlerimin çiçekleri
Bir denizin kıyısında
Ellerimi ufka
Gönlümü sana bağlamışlığım var.
Radyoyu son ses
Çayı son dem
Şehrin sokaklarında hem
Seni sevmişliğim var.
Beyaz papatyaları kucaklayan
Sokağın dönemecindeki çiçekçiye
Gülümsemeyi unuttum.
Ertelendi takvimlerim,
Yapraklarını tüketti gönlümün çınarı
Hangi bahar bu?
Sarmış dağlarımı
Hüznün gök gök dumanı…
Topraklarımda laleler
İstanbul sevdalısı delikanlılar gibi.
Bir yudum boğaz
Salacak’tan Ortaköy’e …
Ansızın duyursam kendimi
Çeyrek geçe vapuruna koşarkenki gibi.
Sokak çocuklarının
Eskiyen ayaklarıma değen
Yıpranmış topları…
Erteledim bir gün bitiminde
Dans eder gibi koşmayı…
Rüzgarın müziğinden bahseder oldu
Kaldırımları en sarp yokuşun.
“gün geçirmeyen pencereleri” mi olsun ister gönül?
Kalmadı devası şairlerin
İnsanlığın tükenmeyen hastalıklarına
Sevgi dedik olmadı,
Erteledik düşleri.
Bankların birinde
Kırışmış bir kağıt gibi…
Şiirler dokuyan
Renk renk
Bir kelime düşse dimağına
Erteliyor
Mey olmuş sevdalara
Susayan toprak…
Bitap düşen diyarlarından
Göçen kuşlar misali
Ertelemiş saklambaçlarını
Ürkek gözler…
Yüreğimde çığlık,
Dünyanın bütün hüzünlerini sobeliyorum.
Umutsuzluk kıyılarına vuran
Merhamet denizi.
Döküldü bir çocuğun cebinden bilyeleri
Sayamadım,
Kopan hayat düğümlerini.
Kır çiçeklerinin boynunu büken karanlık
Dindiğinde ancak
Doğacak güneş.
Göçüp giden zamanların,
Duvarların,
Sevdaların ahı,
Aydınlığın izi var bende.
Ertelenmiş dizelerin vaktidir şimdi.
DERYA KOÇ



