İstiklal Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy Bağcılar’da Anıldı

Merhum Akif'i anlatan belgesel ve film gösteriminin ardından moderatörlüğünü Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı'nın yaptığı söyleşi programında Yrd. Doç. Dr. Şeref Akbaba ve Mehmet Âkif’in torunu Selma Argon konuşmacı olarak yer aldı. Bıyıklı, “Merhum Âkif, Asım’ın nesli derken bugünlere işaret etmiş ve tüm milletimizin sesi olmuştur.” dedi.
Yurt içinde ve yurt dışında katıldığı programlarda dedesini anlattığını belirten Argon, “Dedem sayesinde çok güzel ailem oldu. Gençler beni artık, 'Selma Anne' olarak tanıyor” dedi. “Emin dayımın yerinde olmayı çok isterdim. Kurtuluş Savaşı sırasında 13 yaşındayken dedemle Anadolu'yu gezmiş, onu halka hitap ederken dinleme imkanı bulmuş.” dedi.
Akif'in, iyi bir aile babası olduğunu, çocuklarının eğitimiyle ilgilendiğini ve onlara iki dil öğrettiğini de anlatan Argon, “Anneannem astım hastasıydı. Onunla yakından ilgilenmiş. İstanbul ve Mısır'da onu yalnız bırakmamış. Anneannemi, kucağında yemeğe indiren sevgili bir eşti” şeklinde konuştu.
“Dedem Hasan Tahsin Efendi'nin 3 çocuğuna baktı”
Argon, dedesinin arkadaşı bilim insanı Hasan Tahsin Efendi ile birbirlerine verdiği sözü de hatırlatarak, “Birbirlerine, birimiz vefat edersek diğerimiz onun da çocuklarına baksın' demişler. Hasan Tahsin erken vefat edince dedem, onun da 3 çocuğuna bakmış. Tahsin Bey'in kızının öz teyzem olmadığını çok sonraları öğrendim. Üniversiteden mezun olan Süheyla Teyzem ve mebus olan eşi Hayrettin Karan benim evlilik şahitliğimi yapmışlardı” şeklinde konuştu.
“Maarif vekilliğini reddetti”
Dedesi hakkında yalan sözler sarf edildiğini de anlatan Argon, yıllarca Safahat kitabının yurda sokulmadığını söyledi Akif'in 1. Millet Meclisinde 3 dönem Burdur milletvekilliği yaptığını, halkın sorunlarıyla ilgilendiğini ve yardım ettiğini de belirten Argon, şöyle konuştu: “O halkın vicdanının sesi oldu. 2.meclis kurulurken reformlar yapılıyor. Muhalif olan arkadaşı Ali Şükrü Bey suikasta uğrayıp öldürülünce dedem sarsıldı. Maarif Vekilliği teklif edilmesine rağmen, 'siyasetten Allah'a (c.c) sığınırım, diyerek kabul etmiyor dedem. Adı kullanılarak başlarına kötülük yapılmaması için Mısır'a gitti. Sebil-ü Reşat dergisini birlikte çıkardığı Eşref Edip dahi idamla yargılandı ve tutuklandı. Hapislerde kaldı. Peşlerinde hafiyeler gezdi. Dedem, sonunda 'Ben vatan haini gibi muamele görmeye dayanamam' diyerek Mısır'a gitti. Abbas Halim Paşa onu destekledi. Defalarca üniversitelerde ders vermeye çağırdı. Son kez dönmemek üzere gitmişti. 11 yıl çok sevdiği insanından uzakta sürgün yaşadı.” Dedesinin 'şapka giymemek için gittiniz deniliyor', iddiası üzerine 'ben kendimi bildim bileli kafaların içine bir şeyler koymaya çalışıyorum. Başımızın üstüne ne giydiğimizin önemi var mı?' dediğini de anlatan Argon, Akif'in küstürülüp ülkesinden gitmeye mecbur edildiğini sözlerine ekledi.
"Akif'in nesli olduğunuzu ispat ettiniz”
Yrd. Doç. Dr. Akbaba da 15 Temmuz'da gençlerin sergilediği cesareti hatırlatarak onlara övgüde bulundu. Akbaba, “Bu çocuklara biz vatanı, milleti, Akif'i anlatıyoruz. Bizi dinlemiyorlar' diye düşünüyorduk. Ancak 15 Temmuz'da gördük ki, sizler gibi iradesiyle imtihan edilen genç yürekler vatan hamisi olarak meydanlara ve sokaklara çıkıp yürüdünüz. Akif'in nesli olduğunuzu ispat ettiniz” dedi.




