Untitled Document
Untitled Document
  Anasayfa  
  Hakkımızda  
  Etkinliklerimiz  
  Haberler  
  Kitap Tanıtımı  
  VİDEOLAR  
  Ziyaretçi Defteri  
  Bize Ulaşın  
Arapça Kitap Fuarı
EDEBİYAT MEVSİMİ/Ödül töreni

 

  Ana Sayfa  > Etkinliklerimiz > 9. İstanbul Edebiyat Festivali’nin Son Günündeki Oturumlar Büyük İlgi Gördü
 
9. İstanbul Edebiyat Festivali’nin Son Günündeki Oturumlar Büyük İlgi Gördü
05-12-2017 09:58
“Sinema ve Edebiyat” teması ile düzenlenen 9. İstanbul Edebiyat Festivali’nin son günündeki oturumlarda yine mekândan taşan kalabalıklar vardı. Belgesel ve medya açısında yapılan değerlendirmelerin yanında Mehmet Usta, Mustafa Kutlu ve Mesut Uçakan oturumları ile Semih Kaplanoğlu özel programı gerçekleştirildi.
FaceBook ta paylaş
 
 

TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı’nın yöneticisi olduğu Semih Kaplanoğlu Özel Oturumu’nda konuşan Kaplanoğlu, “Hayatımızı bu kadar zorlaştıran şey acaba bizim her şeyi bildiğimizi sanmamız mı?” sorusu üzerinden yola çıkarak Buğday filmine doğru yol aldığını anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

 

‘İbadetle Sanat Bir Bütün’

“Bu bilgisizliği düşünürken aklıma Hz. Musa ve Hızır (as) kıssası geldi. Çünkü Hz. Musa’nın Hızır’dan (as) öğrenmesi gereken şeyler vardı ve bu bilgisizliği bu kıssa üzerinden anlatabileceğimi düşündüm. Kur’an-ı Kerim bütün zamanlara gelen bir kitap olduğu için bugüne hitap edecek bir kısmını bulabileceğimi düşündüm. Sinema zaman inşa sanatıdır bana göre. Zaman inşa etme deyince de işin içine başka şeyler de giriyor. Bu yüzden Niyazî-i Mısrî üzerine çalışıyorum. Maalesef biz bölerek yaşıyoruz ama ibadetle sanat hepsi bir bütündür aslında. Eğer bunu gerçekleştirebilirsek başka melekelerin açılacağını düşünüyorum.

Buğday filminde bütün aksesuarları ve gördüğünüz kostümleri Türkiye’de yaptık. İşin en zor yanı filmi sinemalara sokabilmekti. Burada maalesef bozuk bir düzen var. 3 salonda aynı film oynuyor ama siz bir filminizi bir salona aldıramıyorsunuz.”

 

Sinema ve Belgesel

Oturumda konuşan yönetmen Ahmet Seven, ortalama bireyden bağımsız ve uzak gibi görülen belgeselin, bütün insanları ve insanlığın meselelerini içine almasından ötürü geniş çaplı olduğunu belirtti. “Bir gün hatırlamak için video olarak kaydedilen her görüntü bir nevi belgesel işlevi görüyor.” diyen Seven,  hatırlamak için kayda alınan gündelik hayatın doküman değeri üzerinde durdu.

Bugüne kadar çekilmiş en güzel belgesellerin hayvanlar üzerine olanlar olduğunu kaydeden Ensar Altay, “İsteseniz de istemeseniz de anlattığınız hikâyeyi hakkıyla nüfuz ederseniz o zaten sizi yönlendirir. Ayakları bu ülkeye basan bir Anadolu çocuğu olarak bir hikâyeyi neden anlattığımı bilmeliyim, Anadolu insanının neden izlemesi gerektiğinin hakiki cevabı olmalı. Bu olduğunda vizyon sahibi olursunuz.” dedi.

 

Medya ve Sinema

Yayın organları üzerinde sinemanın varlığının konuşulduğu oturumda Şeref Akbaba, sinemayı birçok edebiyat dergisi içerik olarak dâhil etmediği halde Ay Vakti’nde sürekli yer verdiklerini kaydederek, “Sinema deyince bunun felsefesi, düşüncesi ve sinema üzerine yapılan bütün çalışmalar tabii ki gelecekte değerlendirilecektir.” dedi.

Ahmet Deydin, Film Arası dergisinin ülkemiz çapındaki başarılarına değindi. “Sinema dergiciliği Türkiye’de bir nevi misyon sahibi de olmayı gerektiriyor. Dergimizde, içerik olarak yerellik ve yerel kodlara dokunan ve evrensel hikâyeler anlatan filmler her zaman yer buluyor.” diyen Deydin,  sinemanın sadece eğlence yönüyle değil kendi içimizdeki birtakım sorgulamalara ve düşünmeye sevke edecek filmlerle var olması gerektiğini söyledi.

Stargazetesi kültür sanat yönetmeni Bedir acar, sinemanın gazetelerdeki varlığına dair geçmişten günümüze bir panorama sunarken gazetelerin öncelikle kültür sanat sayfalarını güncellemeleri gerektiğini belirtti ve “Seyid Çolak kardeşimizin TRT Diyanet televizyonunda yaptığı program haricinde, kendi başına müstakil bir sinema programı yok. Televizyon icat oldu, sinemanın can damarlarından biri kesildi.” diyerek TV’de sinema kritiği eksikliğini dile getirdi.

Ali Osman Aydın, televizyonun sinemayı istila ettiğini dile getirerek, “TV sinemanın elinden kitlelere etki gücünü almıştır ve tartışmasız bir imparatorluktur. Her yerde tebaası vardır. TV izleme süresi Türkiye’de günlük 6 saat civarında. Sinemanın bu yöndeki etkisi TV ile e mukayese bile edilemez.” dedi.

 

Mustafa Kutlu Özel Oturumu

Anadolu’dan gelen gençlerin konuşmacı olduğu oturumda Sevim Uluer, Ayşegül Aytekin, Hatice Nur Şenol, Havva Kaleli; Mustafa Kutlu’nun hikâyelerindeki sinematografik ve beyazperdede toplumu etkileyecek yönler üzerinde durdular. İyi-kötü, aile, erdem, inanç, modernizm, Anadolu, gelenek ve köken gibi değerler üzerinden Mustafa Kutlu’nun hikâye duruşunu değerlendiren gençler, modernizm içinde bu değerlerin varolması yahut yozlaşması ile ilgili yorumlarına değindiler.

 

Bir Aktör Olarak Edebiyat

Beyazperdeden ve beyazcamdan tanıdığımız oyuncu Mehmet Usta, oyunculuk zaviyesinden görünen edebiyat algısına dair düşüncelerini aktardı. Sinemanın sanatın birçok dalını kapsadığını anlatan Usta, “Bizde kitap okuma meselesi popüler bir şeydi. Yapmış olduğun her şeyin bir temsil karşılığı var. Öncelikle kendini temsil ediyor sonra da evrensel anlamda nerede durduğunu temsil ediyor. Türk sinemasında bir bilinç uyanıyor, ancak ne işimize yarayacak sorusunu sormuyor değilim.” dedi.

 

Bir Film, Bir Hayat Bir Hikâye: Mesut Uçakan

Yazar ve çizer Demirhan Kadıoğlu’nun yönettiği oturumda konuşan Mesut Uçakan, insanı doğru anlayabildiğiniz zaman bizim olanı da doğru anlatabilmenin mümkün olduğunu vurgulayarak edebiyatla olan yakın ilişkisinden bahsetti. “Her şeyin temeli aşktır. İnsana maddenin ve Allahu Teala’nın bir parçası olarak bakmak lazım. Varlık yokluk kavramları da çok değişiyor. Aşkı keşfetmek zorundayız.” diyen Uçakan, her filmin ayrı bir olduğunu, hâlâ sinemanın kaderinin anlaşılamadığını belirtti.

 

 
 
 

Ali Haydar Öztürk TYB İstanbul’da

Yeryüzü Buluşmaları’nda Kudüs Konuşulacak

Gazeteci-Yazar Yıldıray Oğur, “Basın Dünyasından Yüzler Sesler” Programına Konuk Oluyor

Bülent Ata TYB İstanbul’da
 
Untitled Document