Untitled Document
Untitled Document
  Anasayfa  
  Hakkımızda  
  Etkinliklerimiz  
  Haberler  
  Kitap Tanıtımı  
  VİDEOLAR  
  Ziyaretçi Defteri  
  Bize Ulaşın  
Arapça Kitap Fuarı
EDEBİYAT MEVSİMİ/Ödül töreni

 

  Ana Sayfa  > Etkinliklerimiz > Mahmut Bıyıklı: Kudüs Ofisi!
 
Mahmut Bıyıklı: Kudüs Ofisi!
29-05-2019 14:16
Millet olarak tenkitte cömert tebrikte cimriyiz. Olumsuzlukları büyüttüğümüz kadar olumlu güzel örnekleri büyütmüyor ya da görmüyoruz. Oysaki mümin olarak bize düşen güzel bakmak, güzel görmek. Güzel baktığımız zaman nereye saklanırsa saklansın güzellik mutlaka kendisini gösterir.
FaceBook ta paylaş
 
 

SINIRLARI AŞMAK

Türkiye  son yirmi yılda sınırlarımızı aşan bereketli çalışmalara imza attı. Kurumlarımız kuruluşlarımız dünyaya açıldı. TİKA Osmanlı ruhuyla farklı coğrafyalarda kalıcı işler yapıyor. Anadolu Ajansı’nın dünyaya açılması ve yurtdışındaki ofislerini çoğaltması da sonuçlarını sonradan daha kuvvetli hissedeceğimiz müthiş bir açılım oldu. Ajans dünyaya açılarak dünyayı da bize açtı. Medeniyet coğrafyamızın haberlerini kendi çıkarlarına göre taraflı bakış açısıyla sunan batılı ajansların sultasından kurtulmuş olduk böylelikle.

 

TAZELENEN DİKKATİMİZ

“Eğer dikkat etmezseniz, gazeteler mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise çok sevmenizi sağlar” diyen Malcom X sözünün hakikatini her dönem yaşıyoruz.

Dikkat de bizim yitiğimiz. Osmanlı sonrası dikkati dağılmış bir millet haline getirildik. Zorla Batı’ya çevrilen kafamızı toparlamamız uzun yıllar aldı. Batı’nın bize sömürüden başka sunacağı bir şey olmadığını anlayınca aklımız başımıza geldi. TİKA’nın, Yunus Emre Enstitüsü’nün, Anadolu Ajansı’nın ve benzer kuruluşların yurtdışındaki faaliyetlerini, tekrar dikkatimizi toparlama çabasının kıymetli sonuçları olarak görüyorum. Emek verenler var olsun, yürek verenler sağ olsun.

 

KUDÜS ARTIK BİZE UZAK DEĞİL

Anadolu Ajansı’nın istikrarlı atılımına ümmetin kısık sesini dünyaya duyurma çabasına birçok şehirde olduğu gibi Kudüs’te bizzat şahitlik ettik. Ajans’ın Kudüs Ofisi mükemmel bir performans sergiliyor. Turgut Alp Poyraz ve Esat Fırat gibi iki idealist gencin başarılı haberleriyle Kudüs bize Konya kadar yakınlaştı.

Sadece çatışma haberleriyle değil hayatın içinden küçük ayrıntıları da ihmal etmeden bizlere sunan Ajans, dar imkânlar içinde büyük bir misyonu yerine getiriyor. Bir alışkanlık olarak acaba bugün Kudüs’ten hangi haber var, diye sayfalara özellikle bakıyorum. Haberleri okurken hem muhabir arkadaşlarımıza hem de ofisin kurulmasına öncülük edenlere dua ediyorum.

 

TAKDİR ETMEK

 “Kudüs için ne yapılabilir?” sorusunun altında sıralanacak maddelerden birinin “etkili bir haber ağı” olması kaçınılmaz. Dolayısıyla Anadolu Ajansı’nın Kudüs Ofisi’nin dinamik çalışmaları ayakta alkışlanacak bir başarıdır. Basın ve yazar örgütlerinin bu iki arkadaşımıza yüreklendirme kabilinden de olsa ödül vermeleri gerekir. Bunu fazlasıyla hak ediyorlar. Ayrıca Kudüs’teki hayat pahalılığına karşı Ajans yetkilileri bu fedakâr arkadaşlarımızı mutlaka çeşitli ikramiyelerle desteklemeli, onların çalışma azimlerini artırmalıdır.

 

KUDÜS’TEKİ TÜRKİYE

Şimdilerde Ajans’ın Ortadoğu sorumluluğu görevini yürüten Turgut Alp Poyraz, gazeteciliğe Timetürk sitesinde Kemal Özer Ağabey’in yanında başlamış. Kemal Ağabey “Turgutlarla buluşup sohbet edelim” deyince memnuniyetle kabul ettim.

Şam kapısının çıkışında sadece Ramazan’da açılan sur dibindeki çay ocağında uzun uzun Poyraz’ı dinleme fırsatı bulduk. Bölgeyi yakından tanıyor. Girişkenliği ve mesleğini sevmesinden kaynaklanan azimle birikimini de artırmış. Ülkemizde oturduğu yerden Ortadoğu uzmanı olan gazeteci arkadaşların yaptığı gibi afakî konuşmuyor. Gözleme ve bilgiye dayalı yorumlarından çok istifade ettik.

Masada aynı zamanda Yunus Emre Enstitüsü ve TRT temsilcisi arkadaşlar da vardı. Devlet adına dünyanın birçok farklı ülkesine giden kurum temsilcileri arasında bir uyum olmadığını, aksine gereksiz bir çatışma olduğunu üzülerek gördük. Fakat Kudüs’te müthiş bir kardeşlik havası hâkim. Bu ideal birlikteliği görmek bizi ziyadesiyle mutlu etti.

Çarşıları gezerken Türk Kültür Merkezi’nde Türkçe öğrenen Kudüslülerle tanıştık. Ülkemiz adına göğsümüz kabardı. Yunus Emre Kültür Merkezi Kültür Sanat Koordinatörü Reha Ermumcu’nun yaptıkları faaliyetleri anlatırken gözlerinin içi gülüyordu.

Devletimiz yurtdışına gönderdiği yetkililerde sadece iş deneyimine değil; memleket sevdasına, hizmet aşkına, devlet umuruna ve dava şuuruna da dikkat etmeli. Kudüs’teki arkadaşlarımızın hepsinde istisnasız bu hasletleri görmüş olduk.

 

İŞGAL ALTINDA VAZİFE

İşgal altındaki topraklarda vazife yapmak, sadece verimli bir mesai mantığıyla açıklanacak bir mesele değil; kural tanımaz bir gücün hâkimiyetinde, kelle koltukta, vatan-millet-ümmet sevdasıyla direniş göstermek demektir. Nitekim arkadaşlarımızın anlattığı vahim bir hadiseyi gerilerek dinledik.

Geçen yıl Yunus Emre Türk Kültür Merkezi müdürü Furkan Özdemir’in evine İsrail askerleri eşkıya mantığıyla, hiçbir diplomatik nezakete sığmayacak bir kabalıkta baskın yapıp eşinin ve çocuklarının yanında Özdemir’i gözaltına almış. Hukuk tanımaz bir biçimde kapıyı kırmaya çalışmaları, çatıda arama yapmaları fedakâr vatandaşlarımızın hangi şartlarda vazife yaptıklarının da özeti aslında.

 

UMUDU KORUMAK

Kudüs’te zor şartlar altında aşkla şevkle vazifesini yürüten arkadaşlarımızın hepsi kültür elçisi gibi çalışıyor. Siyonist baskı altında görev yapan bu kahraman kardeşlerimizi dinledikçe kendilerine sevgimizin, muhabbetimizin daha da arttı. Onlar Kudüs’te gözümüz kulağımız. Yeri geldiğinde canlarını hiçe sayarak kutlu şehirden bir haberi yeryüzüne sağlıklı bir şekilde yaymanın mücadelesini veriyorlar.

Sadece Kudüs’te yaşamıyor, aynı zamanda Kudüs’ü de yaşıyorlar. Şehrin ruhuyla rabıtalarını sağlam kurmuşlar. Müslümanların lehine olan bir gelişmeyi aktarırken saklayamadıkları mutlulukları, yine Müslümanların acılarına, çilelerine dair bilgiyi paylaşırken gözlerinin buğulanıp yüzlerinin asılması yüreklerindeki imanın nişanesi. Gazze’deki ofislerinin saldırıya uğramasını, Anadolu Ajansı’nın Filistinli muhabiri Mustafa Khrarouf’un haksız yere tutuklanmasını üzüntüyle anlatırken; Eurovizyon yarışmasında Hatari grubunun zafer işaretleriyle Filistin bayrağı açmalarını sevinerek aktardılar.

Benim merak ettiğim hususlardan biri olan “yüzyılın anlaşması”na dair de kendilerinden ayrıntılı bir açıklama dinledik. Yüzyılın anlaşması diye sunulan şeyin yüzyılın kandırmacası olduğunu da bu vesileyle öğrenmiş olduk. Maalesef oyunu kuran küresel efendilerin bütün projelerinde, bütün planlarında tek kaybeden Filistinliler. Ümmet bir olup, diri olup güçleninceye kadar da kaybetmeye devam edecekler.

 

SELAM OLSUN!

Kudüs gün gelip galiplerin mağlup olabileceğini mağlupların galip gelebileceğini her haliyle gösteren bir şehir. Bugünün galipleri yarının mutlaka mağlupları olacaktır. Yüzleri aydınlık yumrukları sıkılı her Müslüman gencin gözlerinde bu inancı gördük. Bölge en zor günlerinden geçse de biz her şeye rağmen umudumuzu koruyacağız ve işgalin sona erdiği günün müjdesi de dahil olmak üzere Kudüs Ofisi’nden Müslümanların güzel haberlerini bekliyor olacağız. Selam olsun Kudüs’ü gündemde tutanlara.Selam olsun gündemi Kudüs olanlara…

 

 

 

Türkiye  son yirmi yılda sınırlarımızı aşan bereketli çalışmalara imza attı. Kurumlarımız kuruluşlarımız dünyaya açıldı. TİKA Osmanlı ruhuyla farklı coğrafyalarda kalıcı işler yapıyor. Anadolu Ajansı’nın dünyaya açılması ve yurtdışındaki ofislerini çoğaltması da sonuçlarını sonradan daha kuvvetli hissedeceğimiz müthiş bir açılım oldu. Ajans dünyaya açılarak dünyayı da bize açtı. Medeniyet coğrafyamızın haberlerini kendi çıkarlarına göre taraflı bakış açısıyla sunan batılı ajansların sultasından kurtulmuş olduk böylelikle.

 

TAZELENEN DİKKATİMİZ

“Eğer dikkat etmezseniz, gazeteler mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise çok sevmenizi sağlar” diyen Malcom X sözünün hakikatini her dönem yaşıyoruz.

Dikkat de bizim yitiğimiz. Osmanlı sonrası dikkati dağılmış bir millet haline getirildik. Zorla Batı’ya çevrilen kafamızı toparlamamız uzun yıllar aldı. Batı’nın bize sömürüden başka sunacağı bir şey olmadığını anlayınca aklımız başımıza geldi. TİKA’nın, Yunus Emre Enstitüsü’nün, Anadolu Ajansı’nın ve benzer kuruluşların yurtdışındaki faaliyetlerini, tekrar dikkatimizi toparlama çabasının kıymetli sonuçları olarak görüyorum. Emek verenler var olsun, yürek verenler sağ olsun.

 

KUDÜS ARTIK BİZE UZAK DEĞİL

Anadolu Ajansı’nın istikrarlı atılımına ümmetin kısık sesini dünyaya duyurma çabasına birçok şehirde olduğu gibi Kudüs’te bizzat şahitlik ettik. Ajans’ın Kudüs Ofisi mükemmel bir performans sergiliyor. Turgut Alp Poyraz ve Esat Fırat gibi iki idealist gencin başarılı haberleriyle Kudüs bize Konya kadar yakınlaştı.

Sadece çatışma haberleriyle değil hayatın içinden küçük ayrıntıları da ihmal etmeden bizlere sunan Ajans, dar imkânlar içinde büyük bir misyonu yerine getiriyor. Bir alışkanlık olarak acaba bugün Kudüs’ten hangi haber var, diye sayfalara özellikle bakıyorum. Haberleri okurken hem muhabir arkadaşlarımıza hem de ofisin kurulmasına öncülük edenlere dua ediyorum.

 

TAKDİR ETMEK

 “Kudüs için ne yapılabilir?” sorusunun altında sıralanacak maddelerden birinin “etkili bir haber ağı” olması kaçınılmaz. Dolayısıyla Anadolu Ajansı’nın Kudüs Ofisi’nin dinamik çalışmaları ayakta alkışlanacak bir başarıdır. Basın ve yazar örgütlerinin bu iki arkadaşımıza yüreklendirme kabilinden de olsa ödül vermeleri gerekir. Bunu fazlasıyla hak ediyorlar. Ayrıca Kudüs’teki hayat pahalılığına karşı Ajans yetkilileri bu fedakâr arkadaşlarımızı mutlaka çeşitli ikramiyelerle desteklemeli, onların çalışma azimlerini artırmalıdır.

 

KUDÜS’TEKİ TÜRKİYE

Şimdilerde Ajans’ın Ortadoğu sorumluluğu görevini yürüten Turgut Alp Poyraz, gazeteciliğe Timetürk sitesinde Kemal Özer Ağabey’in yanında başlamış. Kemal Ağabey “Turgutlarla buluşup sohbet edelim” deyince memnuniyetle kabul ettim.

Şam kapısının çıkışında sadece Ramazan’da açılan sur dibindeki çay ocağında uzun uzun Poyraz’ı dinleme fırsatı bulduk. Bölgeyi yakından tanıyor. Girişkenliği ve mesleğini sevmesinden kaynaklanan azimle birikimini de artırmış. Ülkemizde oturduğu yerden Ortadoğu uzmanı olan gazeteci arkadaşların yaptığı gibi afakî konuşmuyor. Gözleme ve bilgiye dayalı yorumlarından çok istifade ettik.

Masada aynı zamanda Yunus Emre Enstitüsü ve TRT temsilcisi arkadaşlar da vardı. Devlet adına dünyanın birçok farklı ülkesine giden kurum temsilcileri arasında bir uyum olmadığını, aksine gereksiz bir çatışma olduğunu üzülerek gördük. Fakat Kudüs’te müthiş bir kardeşlik havası hâkim. Bu ideal birlikteliği görmek bizi ziyadesiyle mutlu etti.

Çarşıları gezerken Türk Kültür Merkezi’nde Türkçe öğrenen Kudüslülerle tanıştık. Ülkemiz adına göğsümüz kabardı. Yunus Emre Kültür Merkezi Kültür Sanat Koordinatörü Reha Ermumcu’nun yaptıkları faaliyetleri anlatırken gözlerinin içi gülüyordu.

Devletimiz yurtdışına gönderdiği yetkililerde sadece iş deneyimine değil; memleket sevdasına, hizmet aşkına, devlet umuruna ve dava şuuruna da dikkat etmeli. Kudüs’teki arkadaşlarımızın hepsinde istisnasız bu hasletleri görmüş olduk.

 

İŞGAL ALTINDA VAZİFE

İşgal altındaki topraklarda vazife yapmak, sadece verimli bir mesai mantığıyla açıklanacak bir mesele değil; kural tanımaz bir gücün hâkimiyetinde, kelle koltukta, vatan-millet-ümmet sevdasıyla direniş göstermek demektir. Nitekim arkadaşlarımızın anlattığı vahim bir hadiseyi gerilerek dinledik.

Geçen yıl Yunus Emre Türk Kültür Merkezi müdürü Furkan Özdemir’in evine İsrail askerleri eşkıya mantığıyla, hiçbir diplomatik nezakete sığmayacak bir kabalıkta baskın yapıp eşinin ve çocuklarının yanında Özdemir’i gözaltına almış. Hukuk tanımaz bir biçimde kapıyı kırmaya çalışmaları, çatıda arama yapmaları fedakâr vatandaşlarımızın hangi şartlarda vazife yaptıklarının da özeti aslında.

 

UMUDU KORUMAK

Kudüs’te zor şartlar altında aşkla şevkle vazifesini yürüten arkadaşlarımızın hepsi kültür elçisi gibi çalışıyor. Siyonist baskı altında görev yapan bu kahraman kardeşlerimizi dinledikçe kendilerine sevgimizin, muhabbetimizin daha da arttı. Onlar Kudüs’te gözümüz kulağımız. Yeri geldiğinde canlarını hiçe sayarak kutlu şehirden bir haberi yeryüzüne sağlıklı bir şekilde yaymanın mücadelesini veriyorlar.

Sadece Kudüs’te yaşamıyor, aynı zamanda Kudüs’ü de yaşıyorlar. Şehrin ruhuyla rabıtalarını sağlam kurmuşlar. Müslümanların lehine olan bir gelişmeyi aktarırken saklayamadıkları mutlulukları, yine Müslümanların acılarına, çilelerine dair bilgiyi paylaşırken gözlerinin buğulanıp yüzlerinin asılması yüreklerindeki imanın nişanesi. Gazze’deki ofislerinin saldırıya uğramasını, Anadolu Ajansı’nın Filistinli muhabiri Mustafa Khrarouf’un haksız yere tutuklanmasını üzüntüyle anlatırken; Eurovizyon yarışmasında Hatari grubunun zafer işaretleriyle Filistin bayrağı açmalarını sevinerek aktardılar.

Benim merak ettiğim hususlardan biri olan “yüzyılın anlaşması”na dair de kendilerinden ayrıntılı bir açıklama dinledik. Yüzyılın anlaşması diye sunulan şeyin yüzyılın kandırmacası olduğunu da bu vesileyle öğrenmiş olduk. Maalesef oyunu kuran küresel efendilerin bütün projelerinde, bütün planlarında tek kaybeden Filistinliler. Ümmet bir olup, diri olup güçleninceye kadar da kaybetmeye devam edecekler.

 

SELAM OLSUN!

Kudüs gün gelip galiplerin mağlup olabileceğini mağlupların galip gelebileceğini her haliyle gösteren bir şehir. Bugünün galipleri yarının mutlaka mağlupları olacaktır. Yüzleri aydınlık yumrukları sıkılı her Müslüman gencin gözlerinde bu inancı gördük. Bölge en zor günlerinden geçse de biz her şeye rağmen umudumuzu koruyacağız ve işgalin sona erdiği günün müjdesi de dahil olmak üzere Kudüs Ofisi’nden Müslümanların güzel haberlerini bekliyor olacağız. Selam olsun Kudüs’ü gündemde tutanlara.Selam olsun gündemi Kudüs olanlara…

 
 
 

1. İstanbul Öykü Festivali'nin Oturumları Dolu Dolu Geçti

Ali Haydar Öztürk TYB İstanbul’da

Yeryüzü Buluşmaları’nda Kudüs Konuşulacak

Gazeteci-Yazar Yıldıray Oğur, “Basın Dünyasından Yüzler Sesler” Programına Konuk Oluyor
 
Untitled Document