Untitled Document
Untitled Document
  Anasayfa  
  Hakkımızda  
  Etkinliklerimiz  
  Haberler  
  Kitap Tanıtımı  
  VİDEOLAR  
  Ziyaretçi Defteri  
  Bize Ulaşın  
Arapça Kitap Fuarı
EDEBİYAT MEVSİMİ/Ödül töreni

 

  Ana Sayfa  > Etkinliklerimiz > Mahmut Bıyıklı: Savunanlar ve Savrulanlar!
 
Mahmut Bıyıklı: Savunanlar ve Savrulanlar!
17-04-2019 10:37
“Dava adamı davasını hayatında da yaşayacak, en ufak bir savrulmada merkezi bırakıp başka yerlere kaçmayacak, çok önemli. İşte şu anda bakıyoruz bazı yerlerde, işte seçimlerde filan Allah selamet versin, hemen anında sendika değiştirmeler, şunlar-bunlar, filan-falan, herkes bir yere savrulmaya başladı.”
FaceBook ta paylaş
 
 

Hafta sonu ÖNDER’in Genel Kurulu'na katıldım. Davanın altını çizen Cumhurbaşkanımızın konuşması sitemliydi. Seçim sonrası savrulanlara yukarıdaki cümleleri kullandı.

O esnada birkaç çocuk ve birkaç hanımefendi, “Seni seviyoruz Reis, yanındayız” benzeri cümlelere Erdoğan'ın duyacağı şekilde bağırdı. Gerçekten ibret dolu bir sahneydi. Pınarhisar'dan sonra Erdoğan’ın etrafının ıssızlaştığını okumuştum. Gerçek dava adamları yenilgide ve yoklukta belli olur. İktidar varken yalakalar etrafı kuşatır. Makamlara konar imkânları kullanırlar. İlk tökezlemede de satanlar bu tipler olur.

Bu böyledir ve böyle olmaya devam edecektir. Kimileri çilenin dostudur, kimileri de gücünün ve imkânının dostudur. Güç sahipleri, iktidar sarhoşluğu içinde hasbiyle hesabiyi ayırt etmekte daima zorlanır. Ama güç gittikten sonra hakikat ortaya çıkar. O zaman da iş işten geçmiş olur.

Hasan Cemal’in Özal’ı anlattığı kitapta geçiyordu. ANAP’ın düşüşe geçtiği bir seçim akşamında sonuçlar açıklanmadan konutun bütün katları yerli ve yabancı misafirlerle işadamlarıyla, sporcu ve sanatçılarla doludur. Öyle ki adım atmakta zorlanılır. Ne zamanki sonuçlar açıklanmaya başlar ve düşüş ortaya çıkar, birer ikişer kapıya yönelmeler başlar, kısa bir süre sonra kimseler kalmaz. Özal’ın yanında akrabası Hüsnü Doğan’la eşi Semra Özal görünür. Semra Hanım da bağırıp çağırarak, Özal’ın laik kesimi ürkütmesinin sonuçları bu hale getirdiğini söyleyerek, “Ben sana dememiş miydim…” diyerek resmen Turgut Beyi hizaya çeker.

Yerel seçimler sonrası küçük bir tökezlemede ortaya çıkan fotoğraf, aslında gelecekteki olası bir başarısızlıkta kimlerin gemiyi hemen terk edip “ben aslında demiştim” diye başlayan cümlelerle mevzi değiştireceğini açıkça gösteriyor. Erdoğan da insanları tanıma anlama açısından kendisinden önceki devlet adamlarının tecrübelerinden mutlaka istifade ediyordur, diye düşünüyorum. İnşallah onların yalnızlığını yaşamaz. İnşallah tarih tekerrür etmez.

 

ERDOĞAN’IN YANINDAKİLER

Bugün Erdoğan’ı, kapalı ya da açık ortamlarda en sert eleştirenlere baktığımızda, muhalefet partilerinden bile kıyıcı bir üslupla vurmaya çalışanların, bir dönem kendisine yakın olan siyasetçi gazeteci bürokrat vs olduğunu görüyoruz. Yani Erdoğan’ın iktidar nimetinden yararlanıp o nimetten istifade süresi dolduğunda ortalığı velveleye veren dünyalık adamlar…

Her şart altında Erdoğan’ı savunan kararlı, vefalı insanlar kimler, diye baktığımızda ise Cumhurbaşkanı’nın iktidarından asla nemalanmamış, nemalanmayı düşünmemiş, sadece vatan, millet, memleket sevdasıyla duasını esirgemeyen, oyunu tereddüt etmeden veren yoksul Anadolu halkı olduğunu görüyoruz. Yarın olası bir büyük yenilgide de ne ihaleci iş adamları, ne makam sevdalıları, ne siyaset kurnazları Erdoğan’ın yanında kalmayacak. Tarih bunun örnekleriyle dolu. Bu sebeple Sayın Cumhurbaşkanı kendisini hesapsız seven Anadolu insanını daha çok dinlemeli, mütevazı eleştirilerini dikkate almalıdır. O beklentisiz minnetsiz saf eleştiriler, yiğidi düştüğü yerden ayağa kaldıracak hakikatin ta kendisidir.

 

NEFSİNDEN SAVURANLAR

İstanbul sonuçları birçok tipi tanımamıza, iç yüzünü görmemize vesile oldu. Bir gecede saf değiştirenler renk değiştirenler karşı tarafa gülücük yollayan kurnazlar onlardan aferin almak için sözde demokratik tavra bürünen alçaklar gördük. Büyüklerimiz Abdülhamid Han'ın, Menderes'in, Özal'ın, Erbakan'ın yanında niçin durmuşsa aynı idealle Erdoğan’ın yanındayız. Erdoğan'ın taşıdığı iktidar için değil omzundaki büyük davaya omuz vermek için yanındayız ve olmaya devam edeceğiz. Eleştirmeyecek miyiz? Ne demek efendim… Elbette eleştireceğiz. Ama vururken öldürmeyeceğiz. Hakkaniyeti elden bırakmayacağız. Suret-i Hak’tan görünüp saldıranlar gibi fırsat bu fırsat diyerek kırıp dökmeyeceğiz. Şimdiye kadar ülkeye yapılan güzel hizmetleri görmezden gelip inançlı insanların devrim niteliğindeki kazanımlarını görmezden gelmeyeceğiz. Nefisinden savuranlardan olmayacağız. 

 

BAKİ HAKİKAT

Şunu da iyi biliyor ve iman ediyoruz; Erdoğan fani, dava bakidir. Şahısperest değiliz. O şahsın temsil ettiği idealin savunucularıyız.

Kesin bilgi; Ak Parti gün gelecek bitecek. Yine kesin bilgi; Erdoğan da vadesi dolacak, her fani gibi emaneti temsil edecek. Biz Erdoğan’ı saf ve samimi seven düz insanlarız. Erdoğanist değiliz. Erdoğanist olanlar için her şey Erdoğan’la başlar Erdoğan’la biter. Tarihteki bazı şahsiyetlere yüklenen yanlış kutsallaştırmayı eleştiren bir gelenekten geliyoruz. Hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmeyen bir söz büyüğünün dediği gibi  "Baki bir hakikatfani şahsiyetler üstüne bina edilmezEdilsehakikate zulümdür." Allah davasını dava edinenler iyi bilir ki Allah'ın davası ölmez. Ölmeyecek davaya talip olanlar hiçbir şart altında savrulmazlar. Hakikati savunanların savrulma lüksleri yoktur. Çelikten iradeleriyle her zorluğa göğüs germesini iyi bilirler. Yenilseler de mağlup olmazlar. Mağlup olsalar da ağlak ağlak bağırıp çağırmazlar.

 

TOPARLANMA ZAMANI

Yüz yıldan beri fikir öncülerinin maneviyat önderlerinin tırnaklarıyla verdiği mücadeleyi boşa çıkarmamak için kenetlenmek, direnmek, toparlanmak ve koşmak zorundayız.

Genelde her şeyi eleştirenler hiçbir şey yapmayanlardır. Şimdi bize düşen sonu gelmez eleştirilerle moralimizi bozup karamsarlığa saplanmak değil yeniden hep birlikte yüksek sesle ortak inançla dün olduğu gibi bugün de  "Yarın elbet bizimdir ebed bizimdir" heyecanıyla toplanmak, toparlanmaktır. Küçük gördüğümüz büyük işlerden başlayarak ayağa kalkmaya başlayabiliriz. Bir gence ulaşarak, bir kitap okuma grubu başlatarak, bir sohbet halkasına diz kırarak yeniden yarının Büyük Türkiye’sine odaklanabiliriz. Yapacak çok işimiz var. Orada burada dilinde sürekli eleştiri büyütenlere “Peki, sen üzerine düşeni yaptın mı?” sorusunu sormak gerek. Bu soru aslında hepimize.

 

TEBRİK

ÖNDER Genel Kurulu’yla başladık onunla bitirelim.

Son yıllarda katıldığım en nezih kurullardan birisiydi. Bütün konuşmalarda nicelikten çok niteliğe atıfta bulunulması sevindiriciydi. İmam Hatip okullarını önemserken diğer okulların ötekileştirilmediğini dillendirmek önemliydi. Erol Erdoğan’ın divan başkanlığındaki performansı ise gayet iyiydi.

Bu vesileyle ÖNDER Genel Başkanlığı görevinde kaliteli çalışmalara imza atan Halit Bekiroğlu Ağabey’e camiamıza yaptığı üstün hizmetlerden dolayı şükranlarımı sunuyor, aynı inanç ve aşkla bayrağı daha yukarılara taşıyacağına inandığım Develi İmam Hatip’in idealist mezunlarından ve mensuplarından Kamber Çal Beyefendi’ye de muvaffakiyetler diliyorum.

 

Yeni Birlik

 
 
 

1. İstanbul Öykü Festivali'nin Oturumları Dolu Dolu Geçti

Ali Haydar Öztürk TYB İstanbul’da

Yeryüzü Buluşmaları’nda Kudüs Konuşulacak

Gazeteci-Yazar Yıldıray Oğur, “Basın Dünyasından Yüzler Sesler” Programına Konuk Oluyor
 
Untitled Document