Untitled Document
Untitled Document
  Anasayfa  
  Hakkımızda  
  Etkinliklerimiz  
  Haberler  
  Kitap Tanıtımı  
  VİDEOLAR  
  Ziyaretçi Defteri  
  Bize Ulaşın  
Arapça Kitap Fuarı
EDEBİYAT MEVSİMİ/Ödül töreni

 

  Ana Sayfa  > Etkinliklerimiz > Ali Haydar Efendi TYB İstanbul’da Konuşuldu
 
Ali Haydar Efendi TYB İstanbul’da Konuşuldu
11-02-2019 12:40
“İrfan Öncüleri” program serisi kapsamında gerçekleşen, “Dört Mezhep Müftüsü Ahıskalı Ali Haydar Efendi” programında İhsan Şenocak Ali Haydar Efendi’yi anlattı.
FaceBook ta paylaş
 
 

 

 “İrfan Öncüleri”  program serisinde, İhsan Şenocak Ali Haydar Efendi’yi anlattı. Ali Haydar Efendi’nin hem Osmanlı hem de Cumhuriyet devrinde ulu bir âlim ve hoca olduğunu anlatan Şenocak, kritik dönemlerdeki dik duruşuyla adını tarihe yazdırdığının altını çizdi.

 

İKİ DEVRİN ULU HOCASI

Ali Haydar Efendi’nin iki devrin ulu hocası olduğunu söyleyen İhsan Şenocak hem Osmanlı’da hem de cumhuriyet devrinde bedel ödediğine dikkat çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendisi Ahıska Türklerindendi. En zor meseleleri ona getiriyorlardı. Osmanlı’ya ruh köküne sadakat göstermezsek onun kudreti üzerimizden çekilir. Ali Haydar Efendi bu geçişi bizzat yaşadı.  1926 İstiklal Mahkemeleri zabıtlarından öğrendiğimize göre 1866’da doğmuştur. Önce Erzurum’a, sonra İstanbul’a geldi. Abdülhamid dönemiydi. Sadıklar da vardı hainler de vardı. O dönemde Fatih Medresesi’nde Dersiam oldu. Bütün ilimlerde ders okutacak icazeti mevcuttu. Ancak o dönemde tasavvufa tavırlıydı. Bandırma’daki bir vaazında mutasavvıfları tenkit ederken Ali Rıza Bezzaz Hazretleri’ni de tenkit eder. Buna rağmen Ali Rıza Bezzaz Hazretleri’nin demesi ile de sabit onun huzurunda bulur kendini. Onun kapısında yaşadığı manevi hallerle gurur ve kibirden arınır. Ali Rıza Bezzaz Hazretleri 1914’te vafat ederken yerini Ali Haydar Efendi’ye bırakmıştır.”

 

MECELLE KOMİSYONUNU KURDU

Hali Haydar Efendi’nin Devlet-i Âliye’nin ahir zamanında yaşadığını vurgulayan Şenocak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O dönemdeki Batıcı paşalar Batılı kanunların olduğu gibi alınıp uygulanmasını istiyordu. Ya köle cariye ya da kadın hukuku üzerinden İslam’a saldırıyorlardı. Talat Paşa onlardan değildi. Tartışılan meseleler için Ali Haydar Efendi’ye danıştı ve aldığı cevap üzerine Mecelle’yi zamana uyarlayacak bir kurul oluşturulmasını istedi. Ali Haydar Efendi’nin ilmi kudretinden dolayı onun yapmasını istedi. Ali Haydar Efendi’nin şartları vardı. Kâfi derecede kitaplardan oluşan kütüphane kurulmasını ve kurulda dokuz âlim bulunmasını istedi. Bunlardan biri Ömer Nasuhi Bilmen’dir. Emin Saraç Hoca’mızdan öğrendiğimize göre Ömer Nasuhi Bilmen’e ‘Evladım Ömer’ diye hitap ederdi. Paşaların müdahalesine izin vermediği için Mecelle komisyonu defalarca kuruldu ve defalarca lağvedildi. Devamında İsmet Tekkesi’ne girişi yasaklandı ve kapatıldı. Çünkü ittihatçılara direnmiş ve Abdülhamid’e hain dememişti. Bu yüzden İttihatçıların hışmına uğradı. Beş yıl evinde sürdürdü derslerini. Sonra tekkesine geçmesine izin verildi.

Yolundan geldiği Mevlana Halidi Bağdadi’nin Şam’daki durumu incelemeye alınır. Osmanlı’nın son devir âlimlerindendi. Osmanlı’ya o kadar muhabbeti vardır ki Tahal’i Hakkâri Hazretleri onun için “Osmanlı’nın ömrünü uzatır” demiştir.”

 

BÜYÜK MÜFESSİR

Bugünkü Tarihselci yaklaşımların İslam’ı bozma gayretlerine karşılık Ali Haydar Efendi gibi âlimlere ihtiyaç duyulduğunu anlatan Şenocak, şunları söyledi:

“1859’da huzur dersleri başladı. Ali Haydar Efendi baş muhataptı. Meclis-i Mebusan yeni mahkemeler kuruyor ve sürekli yeni yasalar çıkarılıyordu. Ali Haydar Efendi bunları bir âlim olarak değerlendiriyor ve içtihatta bulunuyordu. Sultan Abdülhamid kendisine “Etrafımızda senin gibi âlimler olsaydı Meclis-i Mebusan bizi bu şekilde kuşatamayacaktı” demiştir.

Büyük bir müfessirdi. Tefsiri Ali Rıza Bezzaz Hazretleri’nden öğrendiğini söylemiştir. Yavuz Selim ve Nişanca camilerinde vaaz verdi. Vakit geldi Şeyhülislam olması istendi. ‘Sözü dinlenen değil sözünüzü dinleyecek bir şeyhülislam istiyorsunuz’ diyerek şeyhülislamlık makamını reddetti. Bundan sonrasında devamlı gözetim altında tutuldu. Kıyafet inkılabından sonra tutuklanan âlimler arasındaydı. Kötü şartlarda hapsedildi.

Bugün Ali Haydar Efendi ayarında âlimler olsa bugünkü tarihselcilerin olması mümkün değildi. Bütün tarihselcileri masanın karşısına oturtsak onları karşılayacak ilim talebelerinin hâlâ Anadolu’da var olduğuna ve var olmaya devam edeceğine inanıyoruz. Onları ilim ve fikir alanına davet ediyoruz.”

 
 
 

Ali Haydar Öztürk TYB İstanbul’da

Yeryüzü Buluşmaları’nda Kudüs Konuşulacak

Gazeteci-Yazar Yıldıray Oğur, “Basın Dünyasından Yüzler Sesler” Programına Konuk Oluyor

Bülent Ata TYB İstanbul’da
 
Untitled Document