Untitled Document
Untitled Document
  Anasayfa  
  Hakkımızda  
  Etkinliklerimiz  
  Haberler  
  Kitap Tanıtımı  
  VİDEOLAR  
  Ziyaretçi Defteri  
  Bize Ulaşın  
Arapça Kitap Fuarı
EDEBİYAT MEVSİMİ/Ödül töreni

 

  Ana Sayfa  > Haberler > Selvigül Kandoğmuş Şahin: Dimdikim oğlum dimdik!
 
Selvigül Kandoğmuş Şahin: Dimdikim oğlum dimdik!
12-02-2018 10:40
“Ben sıcak savaşlara girmedim daha Kılıçların çeliğine Su katmadı gözyaşım” Şair Erdem Beyazıt,Savaş Risalesi şiirini yazmıştı. Yıl 1979.
FaceBook ta paylaş
 
 

Afgan dağlarından şehadet haberleri geliyordu. Müslüman Coğrafya ’da acı iklim iklim yayılıyor, mazlumların ağıtları dünyanın umursamaz yüzüne doğru öylece akıyordu…

Şaire rahmet olsun. O yıllarda nasıl yürekler yandı kavruldu ve Müslüman halklar vuruldu ise yaşadığım dönemde de yine Müslümanların kanı akıyor durmaksızın.

Daraldıkça daralıyor çember. Kan emiciler coğrafyanın mazlum halklarının üzerine akıtıyorlar kinlerini ve nefretlerini. Coğrafya yaralı bir kader ağı gibi çöküyor mazlum yüreklere. Ve coğrafya kaderdir diyoruz.

Şimdi o daralan çemberin tam ortasında başkaldıran Ülkem. Ey güzel halkım!

Ey bu toprakları vatan bilmiş, bu vatan uğruna nice canları feda etmiş güzel halkım! Kahraman halkım!

Biz yaşarken oluyor her şey. Acının ve şiddetin pornografisinin üst perdeden yansıtıldığın dizilerle uyutulup, sosyal medyanın eriten kulvarlarında turlarken oluyor her şey.

Ev dekorasyonlarımızı yaparken, boyalarımızın renklerine karar verirken, perdelerimizi değiştirirken,  çocuklarımızı yarış atı gibi kurslara, hocalara gönderirken oluyor her şey. Şehir dışı gezilerimizi ve ülke dışı gezilerimizi yapıyorken, ucuz tatillere erken rezervasyonlar yaparken oluyor herşey…

Şimdi AVM’lerdeki alışveriş kuyruklarında, terlemiş, yapış yapış, acı acı parfüm kokan kalabalığı yara yara geliyor şehit haberleri.

Envaî çeşit yemeklerle donattığımız sofraların tam ortasına bir yetimin gözlerinin acısı düğümleniyor. Ve kursağımızda o yetim gözlerin acısının yankısı… Ve düğüm düğüm zehirli acı bir lokma gibi artık yaşamak ağır çok ağır bir yük oluyor.

Ah şimdi her gün Koçyiğitler beleniyor cennetleri kuşanmış bedenleriyle kara toprağın kara bağrına.

Çiçekler mayalanıyor onların bağırlarında biliyorum. Gümrah baharlarla akıyorlar cennete…

 On günlük süt kokulu bebeleri, kırkı çıkmamış taze gelinleri, yorgun kırış kırış yüzünde yılların acısı, bıyıklarını, sakallarını yalayan yaşlar akarken, yürekleri yanıyor yanıyor babaların, çökmüş anaların.

Ah bu vatan için şehit olan yiğitler. Hep vatan için, mazlum halkların özgürlüğü için çırpınan halkım.

Coğrafya kaderdir. Ve Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’nın dediği gibi artık “Uyuyan dev uyandı”.

Şehit haberlerini izlemek ölüm gibi. Evimizin içine doğru akan o ağıtların içinden bir baba göğsünü yumruklayarak haykırıyor dimdik:

Dimdikim oğlum dimdikim.” Allahım bu nasıl bir teslimiyet. Bir ok gibi saplanıyor acılı babanın seslenişini yüreğime işte o zaman.

Ey güzle Allahım bu nasıl bir başkaldırı. İşte o zaman anlıyorum uyuyan devin uyandığını.

Kim ister ki savaşı, kim ister körpe delikanlıları kara toprağa taze bedenleriyle belemeyi. Derviş YunusYanar içim göynür özüm. Yiğit iken ölenlere. Gök ekini biçmiş gibi.” Asırlar öncesinden sesleniyor sanki bu günlerimize, taze buğu buğu çöreklenmiş acılarımıza… Ah kimse istemez savaşı ama... Ama şair diyor ya:

“ Mutlak bir sınav olacaktı

Çünkü sünnetullahtı

Uhut’da savaş vardı

Bu savaş bir imtihandı

Tüm yaşam bir imtihandı”

Yaşam bir imtihan ya şimdi, ağır, zorlu bir imtihan. Şimdi kapımıza, sınırlarımıza kadar gelmiş olan emperyalist güçlere karşı birlik olma zamanlarındayız.

Bozguna uğramış bir Suriye, kutsalları çiğnenmiş yerle bir olmuş bir Irak, tarumar olmuş bir Afganistan ve dahi perme perişan bir Ortadoğu parçası olmamak için direnmek zorundayız.

Afrin şimdi Çanakkale’dir. Unutmayalım ki Afrinden geçen, İdlip’den geçen Diyarbakır’a, Urfay’a, Ankara’ya, İstanbul’a gelecektir.

Şimdi çatlak, birlikten uzak, milli ve manevi değerlerimizi hiçe sayan seslenişleri bir kenara bırakıp yekvücut olma zamanlarındayız.

Şimdi bu zorlu süreçleri birlik ve beraberlikle, sabır ve duayla aşma zamanlarındayız.

HasbiyallahuVeni’mel Vekil” diyerek yola düşen Mehmetçik, Allah’a dayanarak, dualarla inşallah zaferlerle dönecektir. Mazlumların duası, çaresiz vatansız kalmış çıplak ayaklı mülteci çocukların, namusları kirletilmiş gencecik kızların, eline silah verilmiş körpe yavruların duasıyla zafer yakındır.

Hami olma zamanlarındayız. Şimdi bu aziz Vatan’ı koruma ve kollama zamanlarındayız. Gidecek başka bir kapımız başka bir toprak parçamız yoktur.

Ey Güzel Rabbim! Bizleri birbirimizle imtihan etme Allahım! Bize vahdet ver. Birbirimizi anlamayı nasip eyle. Bu aziz vatan toprağında yaşayan herkesi cem eyle Rabbim vatan aşkına.

Ey Rabbim bizlere basiret, ülfet, muhabbet, kalplerimize rahmet ver.

Düşmana karşı dimdik duruşuyla acıdan eridiği halde “DİMDİKİM OĞLUM” diye yürek dağlayan seslenişiyle uyanışın müjdeci soluğunu taşıyan şehit babasının cesaretini, basiretini, metanetini bağışla bizlere Rabbim!

Rabbim süt kokulu bebeler adına, Rabbim gencecik körpe eli kınalı gelinler adına, sakalı ağarmış, yüzünde yılların yorgunluğu, yüreğinde yılların tortusu, elleri bereket kokan, Anadolu’nun yiğit anaları, yiğit babaları adına sana yalvarıyoruz Rabbim!

Mazlumlar için yalvarıyoruz Rabbim… Vatanımızı, milletimizi, Mehmetçiğimizi koru Rabbim. Batının, Amerika’nın silahları varsa senin de sonsuz merhametin ve adaletin var Rabbim.

Ey Rabbim Efendimiz sana Bedir Savaşı öncesi gözyaşları gül çehresinden ırmak ırmak akarken yalvarmıştı: “Allahım! Bu bir avuç mücahidi helak edersen, artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmaz”diye. Allahım işte öyle bir yalvarışla sana yalvarıyoruz. Bizim gidecek başka bir kapımız yok Rabbim. Mazlumlara kucak açan, son kale gibi direnen ülkemi koru Rabbim. Kurtuluş adası gibi çaresiz kalmışlara çare olan ülkemi muhafaza eyle Allahım!

Bizleri hami eyle, kurtuluş adası gibi direnen ülkemi muhafaza eyle Rabbim. Filistin’inin yetimleri için, Arakan’ın esirleri için, Bosna’nın yeşil dağlarında gül gibi açan toplu şehitlikleri, Mısır zindanlarında eriyen Mursi ve nice yiğitler için, Irak’ta patlayan taze bedenler için, Bağdat’ın, Şam’ın ve dahi Kudüs’ün kutlu mescitleri, postallar altında kalmış minberleri, yerle bir olmuş asma bahçeleri, çardakları, kubbeli sarayları, yanmış kütüphaneleri için… Rabbim Mehmetçiğime güç ver. Azgınlaşmış Batının ve Amerika’nın, İsrail’in karşısında cesurca duran Cumhurbaşkanımızın ömrüne ömür kat.

Bizleri bir eyle, diri eyle, dik, eyle dimdik eyle Rabbim düşman karşısında…

 

Kaynak: Milat Gazetesi

 
 
 

Ali Haydar Öztürk TYB İstanbul’da

Yeryüzü Buluşmaları’nda Kudüs Konuşulacak

Gazeteci-Yazar Yıldıray Oğur, “Basın Dünyasından Yüzler Sesler” Programına Konuk Oluyor

Bülent Ata TYB İstanbul’da
 
Untitled Document